Kepek Nedir ve Neden Olur

Kepeğin Latince adı Pityriasis capitistir. Bdurum aslında seboreik egzemanın inflamatuar olmayan hafif bir formudur.
Normalde insan derisi kendini yenilediğinden deri yüzeyinde bulunan ölü hücreler altt aoluşan yeni hücreler tarafından atılır.
Kepek probleminde bu süreç aşırı hızlanmıştır ve çok sayıda hücre atılımı olduğundan, bu hücreler kümeler oluşturarak gözle görülebilir hal alabilirler.
Özellikle kepek problemi koyu renkli kıyafetler giyildiğinde belirgin hale gelir. Ayrıca saçta kaşıntı da bulunabilir.
Bir çok kişi kepek probleminin saçlı derilerinin kuru olmasına bağlarlar. Bu nedenle de saçlarını şampuanla yıkamayı bırakır veya daha seyrek olarak yıkarlar. Çünkü yıkamanın saçları daha çok kurutacağını düşünürler. Fakt bu durum doğru değildir.
Kepeklenme sadece deri hücrelerinin döngüsü arttığında gelişir. Kepeklenmenin derimizde normalde de bulunan Pityrosporum ovale denilen bir mantarın miktarını aşırı arttırması sonucu geliştiği düşünülmektedir.
Kepek engellenebilir mi?
Kepekten kesin olarak kurtulunmasa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Bu durum yaş ilerledikçe gerileyebilir.
Kepek nasıl kontrol altına alınabilir?
Kepek Şampuanları: Kepek şampuanları antimikrobial selenyum sülfit veya zinc pirithion içerirler ve hafif kepeklenme de faydalıdırlar. Bu ajanlar yaygındırlar ve Pityrosporum ovale’ye etkilidirler.
Antifungal şampuanlar: Bu şampuanlar ketakanazol içerirler ve hala kepek tedavisinde etkilirdirler. Tedaviye dirençli şiddetli kepekler için iyi bir seçenektir ve Pityrosporum ovale sayısını azaltır. Bu şampuanların kepeği geçirmesi için haftada 2 kez 2-4 hafta kullanılması gerekir. Bu kullanımdan sonra yeniden gelişimin engellemek için her 1-2 haftada bir kullanılmalıdır.
Eğer bu tedavilere cevap alınamazsa ne yapılmalıdır?
Eğer bu şampuanların kullanımından sonra kepeğiniz geçmezse,
Daha şiddetli hale gelirse,
Vücudun başka yerlerinde de pullanam gelişirse bu durum seboreik egzema, diğer egzemalar veya sedef hastalığının belirtisi olabilir. Bu durumda bir dermatoloji uzmanına başvurunuz.Ani gelişen , çok şiddetli kepeklenme veya seboreik egzema, eğer oyaşa kadar bu tarz problemi olmayan orte yaşlı bir kişide gelişirse bu durum AIDS’in bir belirtisi olabilir.
Benzer Yazılar
DevamıKadınlar Dikkat!

Saç boyası ve oje ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir…
Tırnağınıza sürdüğünüz cila, göz kapağınızda egzamaya neden olabilir. Ya da saçınıza sürülen boya yüzünden soluğu bir hastanenin acil servisinde alabilirsiniz. Bitkisel ürünlerin alerji yapmayacağını düşünenlerdenseniz bu konudaki görüşünüzü de değiştirmelisiniz. İşte dikkatli kullanılmayan kozmetik ürünlerin sağlığınıza etkileri…
Deri, saç ve tırnakları daha güzel göstermek için kullanılan ve ilaç içermeyen, “kozmetik” olarak adlandırdığımız ürünler, bazen zararlı etkiler yaratabiliyor. Bu zararlar toksik ve alerjik yan etkiler olarak ortaya çıkıyor. Toksik etkiler, ürünlerin uygulandığı bölgede lokal zararlar oluşturabileceği gibi, kozmetiklerin içindeki kimyasal maddeler, deriden emilip kana karışarak iç organlara zarar verip “kanserojen” etki yapabiliyor. Alerjik etkiler ise hem deride hem de tüm vücutta yaygın alerjiye neden oluyor. Kozmetiklerin toksik ve alerjik etkileri güneş ışınları ile artış gösteriyor. Yaygın inanışın tersine pahalı ve bitkisel kozmetikler de alerji nedeni olabiliyor.
ÖNCE TEST EDİN
Alman Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Yeni bir kozmetik ürün, kullanılmadan önce küçük bir alana sürülerek bu ürünün alerji yapıp yapmadığı test edilmelidir. Başkasına çok iyi gelen bir kozmetik ürün bir başka kişide ağır alerjik reaksiyon yapabilir” diye uyarıyor. “Kozmetik alerjiler ilk kullanımda değil daha sonra ortaya çıkar” diyen Prof. Ukşal, aynı anda üst üste farklı kozmetik ürünler sürülmesi veya ürün sürüldükten sonra güneşe çıkılması durumunda alerji olasılığının arttığına dikkat çekiyor. Cildi kuru ve açık renk olanlarla alerjik bünyeli kişiler ve çocuklarda kozmetik alerjisi riski daha fazla görülüyor.
Koruma önlemleri
* Çocuk ve gençlerin kozmetik kullanmaması, cilt kuruluğu ve güneşten korunmak için dermatolog önerisiyle ürün alması gerekiyor.
* Saç ve vücut temizliğinde Ph’ı 5.5 olan nötr şampuan ve sabunlar, bunların bulunmadığı durumlarda boya ve parfüm içermeyen doğal beyaz sabun öneriliyor.
* Güneşe çıkarken kozmetik kullanılmaması, sadece 30 faktör ve üzerinde koruma faktörü içeren ürünler kullanılması yararlı bulunuyor.
* Aynı anda üst üste çeşitli kozmetik kremler sürülmesi yerine, uygun olan tek ürün kullanılmalıdır deniyor.
* Cilt bakımı için boya ve parfüm içermeyen ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.
* Bitkisel kozmetiklerin daha az zararlı olduğu veya alerji yapmayacağı düşüncesinin yanlışlığına dikkat çekiliyor.
Çocuğa makyaj malzemenizi kullandırtmayın
Göz kapakları, derinin en ince ve hassas bölgesi olduğu için, bu bölgeye sürülen kozmetiklerde egzama gibi reaksiyonlara sık rastlanıyor. Tırnak cilası sürülen elin göze değmesi ile bu bölgede kızarıklık, pullanma ve egzama ortaya çıkıyor. Özelikle küçük çocukların büyüklere özenerek kozmetik kullanımına ilgi göstermeleri, uzmanlar için tehlike işareti olarak görülüyor. “Göz kapağı egzamalarında yapılan alerji testleri bunların tırnak cilasına bağlı olduğunu gösteriyor” diyen Prof. Dr. Ümit Ukşal, bu nedenle çocuklara oje sürülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Boya, anne karnındaki bebekleri de etkileyebilir
Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Saç boyaları çok ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir” diyor. Bu reaksiyonlar “kontakt dermatit” olarak adlandırılıyor. Bu durumda saçlı deri, göz kapakları, dudaklar ve tüm yüz ileri derecede şişiyor. Saç boyalarının içindeki kimyasal maddeler ödem nedeniyle nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaratabiliyor. Hamilelikte saçlı derideki yağ salgısı azalıp deri daha kuru bir hal alıyor. Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Saç boyalarının anne karnındaki bebekte yapacağı toksik etkiler bilinmediği için hamileler saç boyası kullanmamalıdır” diyor.
Etiketler: Sağlık, Ciddi, Saç Bakım İpuçları, Sorununlarına, dikkat, Cilt Bakımı ve Güzellik, saç, Boyası, neden, Oje, olabilir, kadınlar, Saç Dökülmesi, Saç HakkındaBenzer Yazılar
DevamıSaç neden dökülür?
Kadın ya da erkek fark etmeden birçoğumuzun başı bu sorunla dertte!

Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, erkeklerde saç dökülmesinin daha sık görüldüğünü, bu durumun 25 yaşına kadar erkeklerin %25′ini, 40 yaşına kadar %40′ını, 50 yaşına kadar ise %50′sini etkilediğini belirtiyor. Erkek tipi saç dökülmesi olarak bilinen “Androgenetik saç dökülmesi”, kadınların %20-30′unu etkilerken, 25 yaşındaki erkeklerin %30′unda bu tip saç dökülmesi ortaya çıkıyor.
Saç dökülmesi hakkında bilgiler veren Dr. Belma Bayraktar, bu konuda merak edilen soruları yanıtladı:
Saç dökülmesinin nedenleri nelerdir?
Saç dökülmesinin birçok nedeni var. Tedaviden önce nedenleri tespit etmek büyük önem taşıyor.
• Kalıtımsal saç dökülmesi: Erkeklik hormonunun etkisiyle güçlü saç telleri ince tüylere dönüşüyor, bu nedenle saçın uzama aşaması kısalıyor. Saç kökü faaliyeti de önemli ölçüde azalıyor. Bu tür saç dökülmesi önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında ortaya çıkan saç boşlukları ile kendini gösteriyor. Erkeklik hormonu farklı miktarlarda da olsa, hem kadında hem erkekte bulunduğundan kalıtımsal saç dökülmesine kadınlarda da rastlanıyor.
• Androgenetik saç dökülmesi (erkek tipi saç dökülmesi): Erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, genetik olarak yatkın kişilerde genellikle 20′li ve 30′lu yaşlarda ortaya çıkan ve öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Erkeklerin %30′u 25 yaşında, %40′ı 40 yaşında, %50′si 50 yaşında saç dökülmesiyle karşı karşıya kalıyor. Kadınların %20-30′unda erkek tipi saç dökülmesi görülüyor.
• Olağan saç dökülmesi: Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) dökülüyor. Bunun yerine yeni saç çıkıyor. Günde ortalama 100 adet saç dökülüyor. Stres, yetersiz beslenme ve diyet, demir ve protein eksikliği, cerrahi müdahaleler, ateşli hastalıklar, mevsim değişiklikleri, tiroid bezi hastalıkları ve diğer endokrin bozukluklar, doğum sonrası ve menopoz gibi durumlarda yaşanılan hormonal değişiklikler olağan saç dökülmelerinin içinde yer alıyor.
• İlaçlara bağlı dökülmeler:
- Yüksek doz A vitamini,
- Androjenler,
- Mantar ilaçları,
- Tansiyon ilaçları,
- Bazı ağrı kesici şişlik giderici ilaçlar,
- Pıhtılaşma önleyici ilaçlar,
- Kanser ilaçları, tiroid ilaçları,
- Ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar,
- Antiviral ilaçlar,
- Epilepsi ilaçları,
- Hormon ilaçları,
- Psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabiliyor.
- İlaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür. Bazı genetik hastalıklar saç dökülmesiyle birlikte olabilir. Bazı hastalıklarda (Lupus, frengi, tiroid hastalıkları,AIDS gibi) saç dökülmesi görülebilir.
• Mevsimsel saç dökülmeleri: Saçın sıkı bir şekilde toplanması ve sert taranması da dökülmeye neden oluyor. Mevsim geçişlerinde artan saç dökülmeleri normal kabul ediliyor, özellikle yaz sonu saçlar yoğun güneş ışını, havuz ve denizden sonra yıpranıyor, dökülme artıyor. Dökülme aylarca devam etmiyor, uzun sürüyor ve saçlarda belirgin seyrelme olursa bir cilt hekimine başvurmak gerekiyor.
Ağır diyetler de saçları döküyor!
Saç dökülmesi yaşayan kişilerin önce bir cilt hekimine başvurması gerekiyor. Bazen kan tetkikleri yapılarak demir, çinko, biotin eksikliğinin saptanması, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığı, kullanılan ilaca bağlı mı döküldüğü, stresten mi kaynaklandığının araştırılması önem taşıyor. Çünkü bazen kullanılan ilacın kesilmesi bile çözüm olabiliyor. Aşırı diyetler de saçı dökebildiği için beslenmede protein ve vitaminden zengin beslenme önemli.
Saçı sert fırçalamak travma yaratıyor!
Beslenme dışında saçlara zarar verici işlemlerden mümkün olduğunca sakınmak gerekiyor. Perma, boya, sık sık fön çektirmek, saçları sık ve sert bir şekilde fırçalamak da döküyor. Saçların yapısına uygun şampuanla yıkanması gerekiyor; ayrıca zaman zaman evde de uygulanabilecek uygun karışımlarla saç maskeleri yapılması yarar sağlıyor. Dr. Belma Bayraktar, eczanelerde bulunan saç besleyici toniklerin bir cilt hekimine danışılarak kullanılabileceğini, saçların kurutucularla değil, doğal akışına bırakılarak kurutulmasını öneriyor.
Dökülme bir ayı aştıysa hekime başvurun!
Dr. Belma Bayraktar, tüm bu uygulamalara rağmen dökülmenin bir aydan fazla sürmesi, saçların eski hacmini ve canlılığını kaybetmeye başlaması üzerine mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Yağlı saçların sık ve uygun şampuanla yıkanmasını öneren Dr. Bayraktar, “Çünkü saçlar yağlanırsa daha çok dökülür. Kuru saçların ise yumuşak şampuanlarla yıkanması önerilir. Saçları sık ve sert fırçalamak uygun değildir” diyor.
Saç ürünleri dökülmeyi önlüyor mu?
Son dönemde saç dökülmesini engelleyici ve yeniden saç çıkartıcı bir takım ürünler eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan alınan, saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı olmasının yanı sıra içeriğinde buğday tohumu yağı, aminoasit, E vitamini, B vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri, antioksidanlar da bulunuyor. Bu tür ürünlerin son derece faydalı olduğunu söyleyen Dr. Belma Bayraktar, şunları söyledi: “Fakat en az 3 ay süreyle kullanılmaları gerekiyor. Bu ürünlerin bir kısmı ağız yoluyla alınıyor, ayrıca son derece faydalı tonik ve losyonlar da var. Fakat hepsinin cilt hekimi tarafından önerilmesi önem taşıyor. Erkek tipi dökülmede FDA onaylı iki ürün var. Fakat kullanım süresi oldukça uzundur, bırakıldığında ise aylar içersinde dökülme yeniden başlayabiliyor. Ayrıca saçlara uygulanan saç mezoterapisi yöntemiyle de son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Bu tedavide bir takım saçı besleyici vitamin, mineraller enjektör yardımıyla saç köklerine veriliyor. Önce haftada bir, daha sonra seans aralıkları açılarak işleme devam ediliyor”.
Etiketler: enzim, ne yapmalı, saç rengi, kıvırcık saç, ense saçı, saç ağarması, saç, philips, parlak saçlar, Kellik, saç tedavisi, Sıkça Sorulan Sorular, saç kökü, kemoterapi, saç beyazlığı, saç neden beyazlar, Saç Tipleri/Saç Türleri, Saç Bakımı, erkeklerde saç dökülmesi, saç dökülmeleri, sağlıklı saçlar için, saç kökleri, protein, saç kürü, Saç Hakkında, saçın ilacı, neden, kıl kökü, mikrogreft, saçkıran tedavisi, Saç Şekilleri, dökülür, fut yontemi, saç bakım, sakal, dökülmeyi önlemeye, beyaz saçlar, Saç Sağlığı, saç ektirme, kanser tedavisiBenzer Yazılar
DevamıReçeteli İlaçların Neden Olduğu Saç Kaybı

Rutin olarak verilen bazı reçeteli ilaçlar, geçici saç kaybına neden olabilir, erkek tipi kelliği şiddet-lendirebilir ya da başlamasına neden olabilir veya kalıcı saç kaybına yol açabilir. Aşağıdaki listelenen ilaçlar, kanser tedavisindeki radyasyon ve kemo-terapi için kullanılan ilaçlan kapsamamaktadır.
Doktorunuz bu ilaçlardan birini reçetenize yazarsa, ona bu ilacı saç kaybına neden olmayan başka bir ilaçla değiştirip değiştiremeyeceğini sorun. Aynca, reçeteli bir ilaç yerine, etkili doğal bir tedavi yöntemi kullanma seçeneğini de öğrenmek isteyebilir, bunu doktorunuz ve bitki uzmanı ya da sağlık bakım pratisyeniyle tartışabilirsiniz.
Önce ilaçlann markalan listelenmiş, sonra da etkin maddenin adı parantez içine yazılmıştır. İlaçlar tedavi ettikleri rahatsızlıklara göre kategorisel olarak listelenmiştir. Bazı kategorilerde ilaçlar tek tek belirtilmemiştir. Bunlann birçoğu saç kaybına neden olduğundan, o rahatsızlığı tedavi eden ilaçlan kullanmanın yan etkisi olarak saç kaybı olup olmayacağını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.
Akne
Akne ya da diğer rahatsızlıkların tedavisi için A vitamininden türetilmiş bütün ilaçlar:
* Accutane (isotretinoin) KAN
Antikoagulant’lar (Kan incelticiler):
* Panwarfin (warfarin sodyum)
* Sofarin (”)
* Coumadin (”)
* Heparin enjeksiyonları
Kolesterol
Kolesterol düşürücü ilaçlar:
* Atronid-S (clofibrate)
* Lopid (gemfibrozil)
KONVÜLSİYONLAR / EPİLEPSİ
Antikonvülsanlar:
* Tridone (trimethadione)
Depresyon
Antidepresyon ilaçları:
* Prozac (Fluoxetine hydrochloride)
* Zoloft (sertraline hydrochloride)
* Paxü (paroxetine)
* Anafranil (clomipramine)
* Janimine (imipramine)
* Tofranil (”)
* Tofranil PM (”)
* Adapin (doxepin)
* Sinequan (”)
* Surmontil (trimipramine)
* Pamelor (nortriptyline)
* Ventyl (”)
* Elavin (amitriptyline)
* Endep (”)
* Norpramin (desipramine)
* Pertofrane (”)
* Vivactil (protriptyline hydrochloride)
* Asendin (amoxapine)
* Haldol (haloperidol)
Diyet
Amfetaminler
Mantar
Antifungallar
Glaukoma
(Gözlerde karasu hastalığı)
Beta bloke edici ilaçlar:
* Timoptic Göz Damlası (timolol)
* Timoptic Ocudose (”)
* Timoptic XC (”)
Gut
* Lopurin (allopurinol)
* Zyloprim (”)
Kalp
Beta bloke ediciler olarak bilinenler de dahil olmak üzere, yüksek tansiyonu tedavi etmekte de kullanılan kalp ilaçlarının çoğu:
* Tenormin (atenolol)
* Lopressor (metaprolol)
* Corgard (nadolol)
* Inderal ve Inderal LA (propanolol)
* Blocadren (timolol)
Yüksek tansiyon
“Kalp” başlığındaki beta bloke edicilerin listesine bkz.
HORMONAL RAHATSIZLIKLAR
Bütün hormon içeren ilaçların ve hormonlarla ilgili, doğumsal, erkeğe özel ya da kadına özel durumlar için yazılmış ilaçların saç kaybına neden olma potansiyeli vardır:
* Doğum kontrol hapları
* Kadınlar için hormon yenileme terapisi (östrojen ve progesteron)
* Erkek androjenik hormonları ve testosteronun bütün çeşitleri
* Anabolik steroidler
* Prednisone ve diğer steroidler
İltihap
Bölgesel ağrı, kabarma ve incinme de dahil olmak üzere anti-enflamatuar ilaçların çoğu:
* Arterit ilaçları
* Nonsteroidal Anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID’ler):
* Naprosyn (naproxen)
* Anaprox (”)
* Anaprox D S (”)
* Indocin (indomethacin)
* Indocin SR (”)
* Clinoril (sulindac)
* Kemoterapi ilacı olarak da kullanılan bir anti-enflamatuar:
* Methotrexate (MTX) (Methotrexate)
* Rheumatex (”)
* Folex (”)
Parkinson hastalığı
* Levadopa/L-dopa (dopar, larodopa)
Mide
Tiroid bozuklukları
Tiroid tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu
Ülser
Reçeteli ve reçetesiz dozajları dahil olmak üzere, hazımsızlığı, mide problemlerini ve ülseri tedavi etmek için kullanılan ilaçların çoğu.
* Tagamet (cimetidine)
* Zantac (ranitidine)
* Pepcid (famotidine)
Benzer Yazılar
DevamıSaçlarımız Neden Dökülüyor

Saç dökülmesi yaygın ve sık görülen bir sağlık sorunu haline geldi. Neredeyse saçlarından şikayet etmeyen, saç dökülmesinden yakınmayan kimse kalmadı.
Hemen belirtelim, sakın korkmayın! Yaşamınızın herhangi bir döneminde bu sorunu siz de yaşayabilirsiniz. Araştırmalar saç dökülmesinin kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının yaşamının herhangi bir döneminde saç dökülmesi nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
SAÇ DİBİNDEN BESLENİR DIŞARDAN TEMİZLENİR
Saçın esas maddesi keratindir. Saçlarınızı beslemek, sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsanız şu kuralı hiçbir zaman unutmayın: Saçlar sadece kökünden besleniyor. Saçlarınızı daha iyi beslemek için işe doğru ve dengeli bir beslenme planı ile başlamalısınız. Saç bakımı ürünleri saçın yıpranmış görüntüsünde kısa süreli değişimler dışında pek yarar sağlamaz. Bu ürünlerle saçlarınızı daha temiz ve bakımlı tutabilir, dış etkilerin oluşturduğu yıpranmanın sonuçlarını bir süre gizleyebilirsiniz. Saç bakım ürünleriyle saçınıza sadece bir dış bakım sağlayabilirsiniz. Bir kez daha hatırlatalım: Saçınız için gerekli olan besin unsurları saça sadece kan yoluyla ulaşabilir. Besin unsurlarını ise ya doğal besinler ya da besin destekleriyle sağlayabilirsiniz.
Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebebi var. Eğer saç dökülmenizin bir problem haline geldiğini düşünüyorsanız, sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko, biotin veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımıyla ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış, dengesiz ve çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın. Sorunu, saçlarınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve proteinlerin saçınıza yalnızca kan dolaşımıyla ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin.
Saçlarınızın dökülmesi beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin; paraaminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiyamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı besin desteklerinden de faydalanmaya çalışın. Saç dökülmesi psikolojik nedenlerden, hormonal dengesizliklerden de kaynaklanabiliyor. Eğer basit tedbirlerle soruna bir çözüm bulamıyorsanız bir dermatoloji uzmanından yardım istemelisiniz.
Kolesterolünüzü ne zaman kontrol ettirmelisiniz
Ulusal Kolesterol Eğitim Programı, 20 yaşın üstündeki tüm erişkinlerin total kolesterol seviyesini ölçen bir kan testiyle işe başlanmasını önermektedir. Eğer total kolesterolünüz 200 mg/dl’nin üstündeyse, o zaman LDL, HDL ve trigliserit değerlerinizi kontrol ettirin.
Sonraki kolesterol kontrolleri düzenli tıbbi muayenelerde yapılmalıdır. Eğer kolesterolünüz yüksekse ve doktorunuz diyet değişiklikleri veya diğer tedavileri öneriyorsa, muhtemelen tedavinin etkinliğini belirlemek için üç ayda bir kolesterolünüzü tekrar kontrol ettireceksiniz. Bu noktada, doktorunuz ilave tedavi önerip önermeyeceğine karar verebilir.
İşte size birkaç öneri
- Mümkün olduğunca organik besinleri kullanın.
- Organik olmayan meyve ve sebzeleri tüketecekseniz, üzerindeki tarım kimyasalları nedeniyle onları bol suda iyice yıkayın.
- Kutu ve konserve besinleri az yiyin.
- Besin hazırlamada plastik araç gereçler kullanmayın.
- Porselen, cam veya renksiz çelik pişirme kaplarını kullanın.
- Kloru uzaklaştırmak için su filtresi kullanın veya suyunuzu musluğunuza taktığınız özel cihazlarla temizleyin.
- Doğal içerikli kişisel bakım ürünlerini (sabunlar, kokular, bulaşık ve çamaşır temizleme ürünleri vs) kullanın. Organik kremler, şampuanları tercih edin.
- Kimyasalları evinizde, bahçenizde ve arabanızda asgari düzeyde kullanın.
- Evinizden ve çalışma ortamınızdan sentetik materyalleri uzaklaştırın.
- Pencereleri düzenli olarak açın ve işyerinizi, evinizi sık sık havalandırın.
- Evinizde az ışık isteyen ev bitkilerini (bambu, eğreltiotu, kasımpatı) tercih edin.
Kimyasal yöntemlerden yararlanalım mı
Cildi soymak (kimyasal peeling) en sık kullanılan cilt gençleştirme yöntemlerden biridir. Glikolik asit veya triklorosetik asit çok sık kullanılan kimyasal peeling maddeleridir. Her ikisi de kırışıklıkları azaltır, cildi gençleştirir, cildin yaşlanmasını yavaşlatır.
Glikolik asit peelingi sadece cildin yüzeyine etkili olduğundan daha güvenlidir. Her türlü ciltte rahatlıkla kullanılabilmektedir. Yüzde 20-70’lik konsantrasyonda glikolik asit ile altı peeling serisinin iki haftalık aralarla uygulanması ciltte pürüzlerin kaybolmasına nemlenme, berraklık ve yumuşaklığa yol açar.
Daha yakıcı olan triklorosetik asit kullanılarak yapılan peeling ile alınan sonuçlar daha etkili ve daha uzun sürelidir. Alfa hidroksi asit (AHA) 10 yıl kadar öncesinin mucize kimyasalıdır. Günümüzde çok popüler olan bu ürün, yeni ve genç hücrelerin ortaya çıkmasını sağlayarak ciltteki pullanmayı yok etmekte ve cildi pürüzsüzleştirip parlak ve sağlıklı bir görünüm sağlamaktadır. Alfa hidroksi asit çizgiler ve kırışıklıklar üzerinde de etkilidir.
Microdermabrasyon cildin üzerindeki ölü deriyi uzaklaştıran hızlı, ucuz, kolay ve ağrısız bir uygulamadır. Tedaviden sonra pürüzsüz ve sağlıklı bir yapı kazanır. İki haftalık aralarla 4-6 uygulama sonrasında kollajen oluşumunun hızlandığı, kırışıklıklarda belirgin bir gerileme oluşturduğu bilinmektedir.
Kendini daha iyi hissetme arzusu
Ortalama yaşam süresinin uzaması, kişisel sağlık bakımıyla yakından ilgilidir. Son 20 yılın trendi “kendini daha iyi hissetme arzusu” (wellness) bir yaşam tarzıdır. Wellness kaliteli bir yaşam yaklaşımıdır. Sağlığı güçlendirme ve korumaya katkısı müthiştir.
Form düzeyimizi artırıp daha iyi bir sağlık düzeyine ulaşmada çok dikkatliyiz. Besin destekleri bu hedefe ulaşmada en önemli umutlarımız. Bunlardan nasıl daha çok yararlanabiliriz? Bu umutlara ne kadar bel bağlayabiliriz?
Araştırmalar besin desteklerinin çok farklı beklentilerle kullanıldıklarını göstermektedir. Aynı besin desteğinden farklı sonuçlar bekleyenler bile vardır! Ginsengi bazıları belleklerini, bazıları da cinselliklerini güçlendirmek için kullanır. Yorgunluğu azaltıp enerji düzeyini artırmak, geç yaşlanıp genç kalmak, iştah sorununu dengeleyip kilo sorununa çözüm bulmak için alanlar da vardır! Beklentilerin çeşitliliği bunları satanların iştahını kabartır. Bazı ürünler etkili olmadıkları alanlarda mucize ürünler gibi pazarlanabilir.
Erken menopoz
40 yaşından önce normal yumurtalık fonksiyonlarının sona ermesine erken menopoz denir. Eğer yumurtalıklar çalışmazsa östrojen hormonu üretilemez, sonuçta adetler kesilir ve menopoza bağlı ateş basması, terleme, sıkıntı, vajinal kuruluk gibi bildiğimiz bütün belirtiler erkenden ortaya çıkabilir. Eksik olan östrojen hormonunun yerine konulması ile tedavi sürdürülür.
Huzursuz bacak hamileleri de üzüyor
Huzursuz bacak sendromu ile ilgili çalışmalar yoğunlaştıkça bilgi birikimimiz de zenginleşiyor. Yeni bazı çalışmalar huzursuz bacak sendromunun hamilelerde de sık görülebileceğine işaret edebiliyor. Diğer insanlarda demir eksikliği huzursuz bacakların oluşmasında önemli bir faktörken gebelerde demir eksikliğinden bağımsız bir şekilde ortaya çıkıyor.
Göz kararı ölçülere dikkat
Çevremdekiler kilo veremememin nedeninin porsiyonlarımla ilgili olduğunu düşünüyor. Listemin hiç dışına çıkmıyorum. Elma yazıyorsa elma yiyorum. Porsiyonlarımı nasıl kontrol altına alabilirim?
Uygulanan kilo verme programlarında başarının sırrı büyük ölçüde porsiyon kontrolündedir. Vücuda alınan ve harcanan enerji arasında oluşturulan fark sizin kilo vermenizi sağlayacaktır. Porsiyon kontrolünün iyi ayarlanmadığı diyetlerde bazı günler alınan enerji 1300 kalori olurken, bazı günlerde 1000 kaloriye düşebilir. Vücudun yaşadığı bu kalori şaşkınlığı kilo verme sürecini zora sokacaktır.
Değişen bu kalori dengesi bazı yiyeceklerin belirtilen porsiyonundan fazla veya eksik alınması ile ortaya çıkabilir. 1 porsiyon elma 100 gr iken 300 gr’lık büyük bir şeftaliyi bir porsiyon kabul ederek tüketmeniz 100 kalori fazla almanıza neden olacaktır. Diyet yaparken özellikle üzerinde gramı belirtilmiş paket ürünler (süt, yoğurt gibi), bir ince dilim şeklinde dilimlenmiş ekmekler veya kaşık, bardak ölçüleri ile belirtilen, sayılarak tüketilen (2 adet ceviz, 5 adet zeytin gibi) yiyeceklerin porsiyon kontrolü daha kolaydır.
Bunun dışında kalan meyve, et, peynir gibi yiyeceklerin birer porsiyonlarını göz kararı tüketmek diyetinizi bozan temel nedenlerden biri olabilir. Bu yiyeceklerin birer porsiyonlarını belli bir süre mutfak tartısında tartabilirsiniz. İşte size porsiyon kontrolü için 3 altın anahtar;
1) Sofraya çok açken oturmayın. Ara öğününüzü atlayarak sofraya oturmak zorunda kaldıysanız yemeğe başlamadan önce salatanızla birlikte 3-4 kaşık yoğurt tüketin.
2) Özellikle restoranda yemek yerken gelen 1 porsiyonu yanınızdaki biri ile paylaşın. Daha çok yeşil salata veya haşlanmış sebze isteyin.
3) Ara öğünlerinizi paketleyerek yanınızda taşıyın.
İştahım ve kilom azalıyor
Boyum 180 cm, kilom 62. Zayıf bir erkek olmak hiç hoşuma gitmiyor. Kendimi çok halsiz hissediyorum. Yediklerimi artırmaya çalışıyorum ama iştahım da çok iyi olmuyor her zaman.
İştahınızın çok iyi olmaması ile beraber aldığınızı kalori, yakabileceğiniz kalori miktarının altına düşüyor ve kilo alamıyor, bir süre sonra da kilo vermeye başlıyorsunuz. İhtiyacınız olan kaloriyi tamamlamakta bile zorlanıyorsunuz ama bu kalorinin daha da üzerine çıkmanız gerekiyor.
Bir günde 2000-2500 kalori arasında kalori harcayabilecek bir metabolizma hızınız olduğunu düşünürsek, 2500 kalorinin üzerinde bir beslenme programına ihtiyacınız var demektir. Yetersiz beslenme nedeniyle kendinizi halsiz hissediyor olabilirsiniz. İştahın az olduğu durumlarda küçük ara öğünlerle kalori alımını düşürmemeye çalışın.
İştah açıcılar, soslu ve baharatlı yemekler, sevdiğiniz yiyecekler, incir, ceviz, fındık, üzüm gibi kuruyemişler ile günlük besin tüketiminizi artırmaya çalışın. Ve hatta bu konuda size bunları hatırlatması için annenizden, eşinizden, arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Çünkü iştah az olduğunda muhtemelen bunları yemek aklınıza gelmeyecektir. Soslu makarnalar hazırlayın. Yemeklerin yanına veya aralara meyve suyu (taze) veya ayran gibi sağlıklı içecekler ekleyin. İştahın artması için veya besin tüketimin iyice azaldığı dönemlerde çeşitli besin destekleri (sıvı-toz) kullanılabilir ama bunun için doktorunuza danışmalısınız.
Etiketler: saçkıran tedavisi, enzim, Saç Modası, Saç Boyama, Saç Bakımı, saç kıran, saç ektirme, Saç Renkleri, Saç Dökülmesi (Bayan), dökülüyor, Kellik, saç rengi, Saç Hastalıkları/Saç Sorunları, sağlıklı saçlar için, Saç Kesimi, dökülmeyi önlemeye, saç bakım, Saç Kürleri, Saç Şekilleri, erkeklerde saç dökülmesi, saç, protein, saçlar, saç ağarması, kel, Saç Modelleri, saç dökülmeleri, saç kökleri, saçlarımız, Saç Hakkında, ne yapmalı, saç beyazlığı, Saç Bakım İpuçları, saç neden beyazlar, Saç Dökülmesi, neden, Saç Dökülmesi, saç ilacı, Saç Dökülmesi (Bay), Saç Mezoterapisi