May 14, 2010

Kepek Nedir ve Neden Olur

Kepeğin Latince adı Pityriasis capitistir. Bdurum aslında seboreik egzemanın inflamatuar olmayan hafif bir formudur.

Normalde insan derisi kendini yenilediğinden deri yüzeyinde bulunan ölü hücreler altt aoluşan yeni hücreler tarafından atılır.
probleminde bu süreç aşırı hızlanmıştır çok sayıda hücre atılımı olduğundan, bu hücreler kümeler oluşturarak gözle görülebilir hal alabilirler.

Özellikle problemi koyu renkli kıyafetler giyildiğinde belirgin hale gelir. Ayrıca ta kaşıntı da bulunabilir.

Bir çok kişi probleminin lı derilerinin kuru olmasına bağlarlar. Bu nedenle de larını şampuanla yıkamayı bırakır veya daha seyrek olarak yıkarlar. Çünkü yıkamanın ları daha çok kurutacağını düşünürler. Fakt bu durum doğru değildir.

Kepeklenme sadece deri hücrelerinin döngüsü arttığında gelişir. Kepeklenmenin derimizde normalde de bulunan Pityrosporum ovale denilen bir mantarın miktarını aşırı arttırması sonucu geliştiği düşünülmektedir.

engellenebilir mi?

Kepekten kesin olarak kurtulunmasa da, bu durum kontrol altına alınabilir. Bu durum yaş ilerledikçe gerileyebilir.

nasıl kontrol altına alınabilir?

Şampuanları: şampuanları antimikrobial selenyum sülfit veya zinc pirithion içerirler hafif kepeklenme de faydalıdırlar. Bu ajanlar yaygındırlar Pityrosporum ovale’ye etkilidirler.
Antifungal şampuanlar: Bu şampuanlar ketakanazol içerirler hala tedavisinde etkilirdirler. Tedaviye dirençli şiddetli kepekler için iyi bir seçenektir Pityrosporum ovale sayısını azaltır. Bu şampuanların kepeği geçirmesi için haftada 2 kez 2-4 hafta kullanılması gerekir. Bu kullanımdan sonra yeniden gelişimin engellemek için her 1-2 haftada bir kullanılmalıdır.

Eğer bu tedavilere cevap alınamazsa ne yapılmalıdır?

Eğer bu şampuanların kullanımından sonra kepeğiniz geçmezse,
Daha şiddetli hale gelirse,
Vücudun başka yerlerinde de pullanam gelişirse bu durum seboreik egzema, diğer egzemalar veya sedef hastalığının belirtisi olabilir. Bu durumda bir dermatoloji uzmanına başvurunuz.Ani gelişen , çok şiddetli kepeklenme veya seboreik egzema, eğer oyaşa kadar bu tarz problemi olmayan orte yaşlı bir kişide gelişirse bu durum AIDS’in bir belirtisi olabilir.

Etiketler: , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Devamı
Mar 24, 2010

Kadınlar Dikkat!

Saç boyası ciddi sağlık sorunlarına olabilir…

Tırnağınıza sürdüğünüz cila, göz kapağınızda egzamaya olabilir. Ya da saçınıza sürülen boya yüzünden soluğu bir hastanenin acil servisinde alabilirsiniz. Bitkisel ürünlerin alerji yapmayacağını düşünenlerdenseniz bu konudaki görüşünüzü de değiştirmelisiniz. İşte dikkatli kullanılmayan kozmetik ürünlerin sağlığınıza etkileri…

Deri, saç tırnakları daha güzel göstermek için  kullanılan ilaç içermeyen, “kozmetik” olarak adlandırdığımız ürünler, bazen zararlı etkiler yaratabiliyor. Bu zararlar toksik alerjik yan etkiler olarak ortaya çıkıyor. Toksik etkiler, ürünlerin uygulandığı bölgede lokal zararlar oluşturabileceği gibi, kozmetiklerin içindeki kimyasal maddeler, deriden emilip kana karışarak iç organlara zarar verip “kanserojen” etki yapabiliyor. Alerjik etkiler ise hem deride hem de tüm vücutta yaygın alerjiye oluyor. Kozmetiklerin toksik alerjik etkileri güneş ışınları ile artış gösteriyor. Yaygın inanışın tersine pahalı bitkisel kozmetikler de alerji nedeni olabiliyor.

ÖNCE TEST EDİN

Alman Hastanesi Deri Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Yeni bir kozmetik ürün, kullanılmadan önce küçük bir alana sürülerek bu ürünün alerji yapıp yapmadığı test edilmelidir. Başkasına çok iyi gelen bir kozmetik ürün bir başka kişide ağır alerjik reaksiyon yapabilir” diye uyarıyor. “Kozmetik alerjiler ilk kullanımda değil daha sonra ortaya çıkar” diyen Prof. Ukşal, aynı anda üst üste farklı kozmetik ürünler sürülmesi veya ürün sürüldükten sonra güneşe çıkılması durumunda alerji olasılığının arttığına çekiyor. Cildi kuru açık renk olanlarla alerjik bünyeli kişiler çocuklarda kozmetik alerjisi riski daha fazla görülüyor.

Koruma önlemleri

* Çocuk gençlerin kozmetik kullanmaması, cilt kuruluğu güneşten korunmak için dermatolog önerisiyle ürün alması gerekiyor.
* Saç vücut temizliğinde Ph’ı 5.5 olan nötr şampuan sabunlar, bunların bulunmadığı durumlarda boya parfüm içermeyen doğal beyaz sabun öneriliyor.
* Güneşe çıkarken kozmetik kullanılmaması, sadece 30 faktör üzerinde koruma faktörü içeren ürünler kullanılması yararlı bulunuyor.
* Aynı anda üst üste çeşitli kozmetik kremler sürülmesi yerine, uygun olan tek ürün kullanılmalıdır deniyor.
* Cilt bakımı için boya parfüm içermeyen ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.
* Bitkisel kozmetiklerin daha az zararlı olduğu veya alerji yapmayacağı düşüncesinin yanlışlığına çekiliyor.

Çocuğa makyaj malzemenizi kullandırtmayın

Göz kapakları, derinin en ince hassas bölgesi olduğu için, bu bölgeye sürülen kozmetiklerde egzama gibi reaksiyonlara sık rastlanıyor. Tırnak cilası sürülen elin göze değmesi ile bu bölgede kızarıklık, pullanma egzama ortaya çıkıyor. Özelikle küçük çocukların büyüklere özenerek kozmetik kullanımına ilgi göstermeleri, uzmanlar için tehlike işareti olarak görülüyor. “Göz kapağı egzamalarında yapılan alerji testleri bunların tırnak cilasına bağlı olduğunu gösteriyor” diyen Prof. Dr. Ümit Ukşal, bu nedenle çocuklara sürülmemesi gerektiğine çekiyor.

Boya, anne karnındaki bebekleri de etkileyebilir

Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Saç boyaları çok ciddi alerjik reaksiyonlara olabilir” diyor. Bu reaksiyonlar “kontakt dermatit” olarak adlandırılıyor. Bu durumda lı deri, göz kapakları, dudaklar tüm yüz ileri derecede şişiyor. Saç boyalarının içindeki kimyasal maddeler ödem nedeniyle nefes darlığı solunum sıkıntısı yaratabiliyor. Hamilelikte lı derideki yağ salgısı azalıp deri daha kuru bir hal alıyor. Prof. Dr. Ümit Ukşal, “Saç boyalarının anne karnındaki bebekte yapacağı toksik etkiler bilinmediği için hamileler saç boyası kullanmamalıdır” diyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Devamı
Oca 6, 2010

Saç neden dökülür?

Kadın ya da erkek fark etmeden birçoğumuzun başı bu sorunla dertte!
sac-neden-dokulur-084b40f8-aim_001
Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, erkeklerde saç dökülmesinin daha sık görüldüğünü, bu durumun 25 yaşına kadar erkeklerin %25′ini, 40 yaşına kadar %40′ını, 50 yaşına kadar ise %50′sini etkilediğini belirtiyor. Erkek olarak bilinen “Androgenetik ”, kadınların %20-30′unu etkilerken, 25 yaşındaki erkeklerin %30′unda bu tip ortaya çıkıyor.

hakkında bilgiler veren Dr. Belma Bayraktar, bu konuda merak edilen soruları yanıtladı:

Saç dökülmesinin nedenleri nelerdir?

Saç dökülmesinin birçok nedeni var. Tedaviden önce nedenleri tespit etmek büyük önem taşıyor.

• Kalıtımsal : Erkeklik hormonunun etkisiyle güçlü saç telleri ince tüylere dönüşüyor, bu nedenle saçın uzama aşaması kısalıyor. Saç kökü faaliyeti de önemli ölçüde azalıyor. Bu tür önce alnın köşesinde, sonra da saç ayırma çizgisi ile başın üst kısmında ortaya çıkan saç boşlukları ile kendini gösteriyor. Erkeklik hormonu farklı miktarlarda da olsa, hem kadında hem erkekte bulunduğundan kalıtımsal saç dökülmesine kadınlarda da rastlanıyor.

• Androgenetik (erkek ): Erkeklik hormonu olan androjenler tarafından etkilenen, genetik olarak yatkın kişilerde genellikle 20′li 30′lu yaşlarda ortaya çıkan öncelikle alın bölgesindeki saç çizgisinin çekilmesi ile sonra da tepe bölgesinin incelip açılmasıyla ortaya çıkan durumdur. Erkeklerin %30′u 25 yaşında, %40′ı 40 yaşında, %50′si 50 yaşında saç dökülmesiyle karşı karşıya kalıyor. Kadınların %20-30′unda erkek görülüyor.

• Olağan : Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, yıkama, fırçalama) . Bunun yerine yeni saç çıkıyor. Günde ortalama 100 adet saç . Stres, yetersiz beslenme diyet, demir protein eksikliği, cerrahi müdahaleler, ateşli hastalıklar, mevsim değişiklikleri, tiroid bezi hastalıkları diğer endokrin bozukluklar, doğum sonrası menopoz gibi durumlarda yaşanılan hormonal değişiklikler olağan saç dökülmelerinin içinde yer alıyor.

• İlaçlara bağlı dökülmeler:

- Yüksek doz A vitamini,
- Androjenler,
- Mantar ilaçları,
- Tansiyon ilaçları,
- Bazı ağrı kesici şişlik giderici ilaçlar,
- Pıhtılaşma önleyici ilaçlar,
- Kanser ilaçları, tiroid ilaçları,
- Ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar,
- Antiviral ilaçlar,
- Epilepsi ilaçları,
- Hormon ilaçları,
- Psikiyatride kullanılan bazı ilaçlar saç dökülmesine olabiliyor.
- İlaçlara bağlı saç dökülmeleri genellikle geri dönüşümlüdür. Bazı genetik hastalıklar saç dökülmesiyle birlikte olabilir. Bazı hastalıklarda (Lupus, frengi, tiroid hastalıkları,AIDS gibi) görülebilir.

• Mevsimsel saç dökülmeleri: Saçın sıkı bir şekilde toplanması sert taranması da dökülmeye oluyor. Mevsim geçişlerinde artan saç dökülmeleri normal kabul ediliyor, özellikle yaz sonu lar yoğun güneş ışını, havuz denizden sonra yıpranıyor, dökülme artıyor. Dökülme aylarca devam etmiyor, uzun sürüyor larda belirgin seyrelme olursa bir cilt hekimine başvurmak gerekiyor.

Ağır diyetler de ları döküyor!

yaşayan kişilerin önce bir cilt hekimine başvurması gerekiyor. Bazen kan tetkikleri yapılarak demir, çinko, biotin eksikliğinin saptanması, tiroid veya başka bir hastalık olup olmadığı, kullanılan ilaca bağlı mı döküldüğü, stresten mi kaynaklandığının araştırılması önem taşıyor. Çünkü bazen kullanılan ilacın kesilmesi bile çözüm olabiliyor. Aşırı diyetler de saçı dökebildiği için beslenmede protein vitaminden zengin beslenme önemli.

Saçı sert fırçalamak travma yaratıyor!

Beslenme dışında lara zarar verici işlemlerden mümkün olduğunca sakınmak gerekiyor. Perma, boya, sık sık fön çektirmek, ları sık sert bir şekilde fırçalamak da döküyor. ların yapısına uygun şampuanla yıkanması gerekiyor; ayrıca zaman zaman evde de uygulanabilecek uygun karışımlarla saç maskeleri yapılması yarar sağlıyor. Dr. Belma Bayraktar, eczanelerde bulunan saç besleyici toniklerin bir cilt hekimine danışılarak kullanılabileceğini, ların kurutucularla değil, doğal akışına bırakılarak kurutulmasını öneriyor.

Dökülme bir ayı aştıysa hekime başvurun!

Dr. Belma Bayraktar, tüm bu uygulamalara rağmen dökülmenin bir aydan fazla sürmesi, ların eski hacmini canlılığını kaybetmeye başlaması üzerine mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Yağlı ların sık uygun şampuanla yıkanmasını öneren Dr. Bayraktar, “Çünkü lar yağlanırsa daha çok dökülür. Kuru ların ise yumuşak şampuanlarla yıkanması önerilir. ları sık sert fırçalamak uygun değildir” diyor.

Saç ürünleri dökülmeyi önlüyor mu?

Son dönemde saç dökülmesini engelleyici yeniden saç çıkartıcı bir takım ürünler eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan alınan, saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı olmasının yanı sıra içeriğinde buğday tohumu yağı, aminoasit, E vitamini, B vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri, antioksidanlar da bulunuyor. Bu tür ürünlerin son derece faydalı olduğunu söyleyen Dr. Belma Bayraktar, şunları söyledi: “Fakat en az 3 ay süreyle kullanılmaları gerekiyor. Bu ürünlerin bir kısmı ağız yoluyla alınıyor, ayrıca son derece faydalı tonik losyonlar da var. Fakat hepsinin cilt hekimi tarafından önerilmesi önem taşıyor. Erkek dökülmede FDA onaylı iki ürün var. Fakat kullanım süresi oldukça uzundur, bırakıldığında ise aylar içersinde dökülme yeniden başlayabiliyor. Ayrıca lara uygulanan yöntemiyle de son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Bu tedavide bir takım saçı besleyici vitamin, mineraller enjektör yardımıyla saç köklerine veriliyor. Önce haftada bir, daha sonra seans aralıkları açılarak işleme devam ediliyor”.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Devamı
Ara 25, 2009

Reçeteli İlaçların Neden Olduğu Saç Kaybı

erkek-sac-modeli

Rutin olarak verilen bazı ilaçlar, geçici saç kaybına olabilir, erkek kelliği şiddet-lendirebilir ya da başlamasına olabilir veya kalıcı saç kaybına yol açabilir. Aşağıdaki listelenen ilaçlar, kanser tedavisindeki radyasyon kemo-terapi için kullanılan ilaçlan kapsamamaktadır.

Doktorunuz bu ilaçlardan birini reçetenize yazarsa, ona bu ilacı saç kaybına olmayan başka bir ilaçla değiştirip değiştiremeyeceğini sorun. Aynca, bir ilaç yerine, etkili doğal bir tedavi yöntemi kullanma seçeneğini de öğrenmek isteyebilir, bunu doktorunuz bitki uzmanı ya da sağlık bakım pratisyeniyle tartışabilirsiniz.

Önce ilaçlann markalan listelenmiş, sonra da etkin maddenin adı parantez içine yazılmıştır. İlaçlar tedavi ettikleri rahatsızlıklara göre kategorisel olarak listelenmiştir. Bazı kategorilerde ilaçlar tek tek belirtilmemiştir. Bunlann birçoğu saç kay­bına olduğundan, o rahatsızlığı tedavi eden ilaçlan kullanmanın yan etkisi olarak saç kaybı olup olmayacağını doktorunuzdan öğrenebilirsiniz.

Akne
Akne ya da diğer rahatsızlıkların tedavisi için A vitamininden türetilmiş bütün ilaçlar:
* Accutane (isotretinoin) KAN
Antikoagulant’lar (Kan incelticiler):
* Panwarfin (warfarin sodyum)
* Sofarin (”)
* Coumadin (”)
* Heparin enjeksiyonları

Kolesterol
Kolesterol düşürücü ilaçlar:
* Atronid-S (clofibrate)
* Lopid (gemfibrozil)

KONVÜLSİYONLAR / EPİLEPSİ
Antikonvülsanlar:
* Tridone (trimethadione)

Depresyon
Antidepresyon ilaçları:
* Prozac (Fluoxetine hydrochloride)
* Zoloft (sertraline hydrochloride)
* Paxü (paroxetine)
* Anafranil (clomipramine)
* Janimine (imipramine)
* Tofranil (”)
* Tofranil PM (”)
* Adapin (doxepin)
* Sinequan (”)
* Surmontil (trimipramine)
* Pamelor (nortriptyline)
* Ventyl (”)
* Elavin (amitriptyline)
* Endep (”)
* Norpramin (desipramine)
* Pertofrane (”)
* Vivactil (protriptyline hydrochloride)
* Asendin (amoxapine)
* Haldol (haloperidol)

Diyet
Amfetaminler
Mantar
Antifungallar
Glaukoma
(Gözlerde karasu hastalığı)
Beta bloke edici ilaçlar:
* Timoptic Göz Damlası (timolol)
* Timoptic Ocudose (”)
* Timoptic XC (”)

Gut
* Lopurin (allopurinol)
* Zyloprim (”)

Kalp
Beta bloke ediciler olarak bilinenler de dahil olmak üzere, yüksek tansiyonu tedavi etmekte de kul­lanılan kalp ın çoğu:
* Tenormin (atenolol)
* Lopressor (metaprolol)
* Corgard (nadolol)
* Inderal Inderal LA (propanolol)
* Blocadren (timolol)

Yüksek tansiyon
“Kalp” başlığındaki beta bloke edicilerin listesine bkz.
HORMONAL RAHATSIZLIKLAR
Bütün hormon içeren hormonlarla ilgili, doğumsal, erkeğe özel ya da kadına özel durumlar için yazılmış saç kaybına olma po­tansiyeli vardır:
* Doğum kontrol hapları
* Kadınlar için hormon yenileme terapisi (östrojen progesteron)
* Erkek androjenik hormonları testostero­nun bütün çeşitleri
* Anabolik steroidler
* Prednisone diğer steroidler

İltihap
Bölgesel ağrı, kabarma incinme de dahil olmak üzere anti-enflamatuar çoğu:
* Arterit ilaçları
* Nonsteroidal Anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID’ler):
* Naprosyn (naproxen)
* Anaprox (”)
* Anaprox D S (”)
* Indocin (indomethacin)
* Indocin SR (”)
* Clinoril (sulindac)
* ilacı olarak da kullanılan bir anti-enflamatuar:
* Methotrexate (MTX) (Methotrexate)
* Rheumatex (”)
* Folex (”)

Parkinson hastalığı
* Levadopa/L-dopa (dopar, larodopa)
Mide
Tiroid bozuklukları
Tiroid tedavisinde kullanılan çoğu
Ülser
reçetesiz dozajları dahil olmak üzere, hazımsızlığı, mide problemlerini ülseri tedavi etmek için kullanılan çoğu.
* Tagamet (cimetidine)
* Zantac (ranitidine)
* Pepcid (famotidine)

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Devamı
Ara 24, 2009

Saçlarımız Neden Dökülüyor

saclariniz_neden_dokuluyor

yaygın sık görülen bir sağlık sorunu haline geldi. Neredeyse larından şikayet etmeyen, saç dökülmesinden yakınmayan kimse kalmadı.

Hemen belirtelim, sakın korkmayın! Yaşamınızın herhangi bir döneminde bu sorunu siz de yaşayabilirsiniz. Araştırmalar saç dökülmesinin kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının yaşamının herhangi bir döneminde nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

SAÇ DİBİNDEN BESLENİR DIŞARDAN TEMİZLENİR

Saçın esas maddesi keratindir. larınızı beslemek, sağlıklı parlak lara sahip olmak istiyorsanız şu kuralı hiçbir zaman unutmayın: lar sadece kökünden besleniyor. larınızı daha iyi beslemek için işe doğru dengeli bir beslenme planı ile başlamalısınız. ı ürünleri saçın yıpranmış görüntüsünde kısa süreli değişimler dışında pek yarar sağlamaz. Bu ürünlerle larınızı daha temiz bakımlı tutabilir, dış etkilerin oluşturduğu yıpranmanın sonuçlarını bir süre gizleyebilirsiniz. ürünleriyle saçınıza sadece bir dış bakım sağlayabilirsiniz. Bir kez daha hatırlatalım: Saçınız için gerekli olan besin unsurları a sadece kan yoluyla ulaşabilir. Besin unsurlarını ise ya doğal besinler ya da besin destekleriyle sağlayabilirsiniz.

Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebebi var. Eğer saç dökülmenizin bir problem haline geldiğini düşünüyorsanız, sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko, biotin veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımıyla ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış, dengesiz çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın. Sorunu, larınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral proteinlerin saçınıza yalnızca kan dolaşımıyla ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin.

larınızın dökülmesi beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin; paraaminobenzoik asit, keratin, sistin tiyamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı besin desteklerinden de faydalanmaya çalışın. psikolojik nedenlerden, hormonal dengesizliklerden de kaynaklanabiliyor. Eğer basit tedbirlerle soruna bir çözüm bulamıyorsanız bir dermatoloji uzmanından yardım istemelisiniz.

Kolesterolünüzü ne zaman kontrol ettirmelisiniz

Ulusal Kolesterol Eğitim Programı, 20 yaşın üstündeki tüm erişkinlerin total kolesterol seviyesini ölçen bir kan testiyle işe başlanmasını önermektedir. Eğer total kolesterolünüz 200 mg/dl’nin üstündeyse, o zaman LDL, HDL trigliserit değerlerinizi kontrol ettirin.

Sonraki kolesterol kontrolleri düzenli tıbbi muayenelerde yapılmalıdır. Eğer kolesterolünüz yüksekse doktorunuz diyet değişiklikleri veya diğer tedavileri öneriyorsa, muhtemelen tedavinin etkinliğini belirlemek için üç ayda bir kolesterolünüzü tekrar kontrol ettireceksiniz. Bu noktada, doktorunuz ilave tedavi önerip önermeyeceğine karar verebilir.

İşte size birkaç öneri

- Mümkün olduğunca organik besinleri kullanın.

- Organik olmayan meyve sebzeleri tüketecekseniz, üzerindeki tarım kimyasalları nedeniyle onları bol suda iyice yıkayın.

- Kutu konserve besinleri az yiyin.

- Besin hazırlamada plastik araç gereçler kullanmayın.

- Porselen, cam veya renksiz çelik pişirme kaplarını kullanın.

- Kloru uzaklaştırmak için su filtresi kullanın veya suyunuzu musluğunuza taktığınız özel cihazlarla temizleyin.

- Doğal içerikli kişisel bakım ürünlerini (sabunlar, kokular, bulaşık çamaşır temizleme ürünleri vs) kullanın. Organik kremler, şampuanları tercih edin.

- Kimyasalları evinizde, bahçenizde arabanızda asgari düzeyde kullanın.

- Evinizden çalışma ortamınızdan sentetik materyalleri uzaklaştırın.

- Pencereleri düzenli olarak açın işyerinizi, evinizi sık sık havalandırın.

- Evinizde az ışık isteyen ev bitkilerini (bambu, eğreltiotu, kasımpatı) tercih edin.

Kimyasal yöntemlerden yararlanalım mı

Cildi soymak (kimyasal peeling) en sık kullanılan cilt gençleştirme yöntemlerden biridir. Glikolik asit veya triklorosetik asit çok sık kullanılan kimyasal peeling maddeleridir. Her ikisi de kırışıklıkları azaltır, cildi gençleştirir, cildin yaşlanmasını yavaşlatır.

Glikolik asit peelingi sadece cildin yüzeyine etkili olduğundan daha güvenlidir. Her türlü ciltte rahatlıkla kullanılabilmektedir. Yüzde 20-70’lik konsantrasyonda glikolik asit ile altı peeling serisinin iki haftalık aralarla uygulanması ciltte pürüzlerin kaybolmasına nemlenme, berraklık yumuşaklığa yol açar.

Daha yakıcı olan triklorosetik asit kullanılarak yapılan peeling ile alınan sonuçlar daha etkili daha uzun sürelidir. Alfa hidroksi asit (AHA) 10 yıl kadar öncesinin mucize kimyasalıdır. Günümüzde çok popüler olan bu ürün, yeni genç hücrelerin ortaya çıkmasını sağlayarak ciltteki pullanmayı yok etmekte cildi pürüzsüzleştirip parlak sağlıklı bir görünüm sağlamaktadır. Alfa hidroksi asit çizgiler kırışıklıklar üzerinde de etkilidir.

Microdermabrasyon cildin üzerindeki ölü deriyi uzaklaştıran hızlı, ucuz, kolay ağrısız bir uygulamadır. Tedaviden sonra pürüzsüz sağlıklı bir yapı kazanır. İki haftalık aralarla 4-6 uygulama sonrasında kollajen oluşumunun hızlandığı, kırışıklıklarda belirgin bir gerileme oluşturduğu bilinmektedir.

Kendini daha iyi hissetme arzusu

Ortalama yaşam süresinin uzaması, kişisel sağlık bakımıyla yakından ilgilidir. Son 20 yılın trendi “kendini daha iyi hissetme arzusu” (wellness) bir yaşam tarzıdır. Wellness kaliteli bir yaşam yaklaşımıdır. Sağlığı güçlendirme korumaya katkısı müthiştir.

Form düzeyimizi artırıp daha iyi bir sağlık düzeyine ulaşmada çok dikkatliyiz. Besin destekleri bu hedefe ulaşmada en önemli umutlarımız. Bunlardan nasıl daha çok yararlanabiliriz? Bu umutlara ne kadar bel bağlayabiliriz?

Araştırmalar besin desteklerinin çok farklı beklentilerle kullanıldıklarını göstermektedir. Aynı besin desteğinden farklı sonuçlar bekleyenler bile vardır! Ginsengi bazıları belleklerini, bazıları da cinselliklerini güçlendirmek için kullanır. Yorgunluğu azaltıp enerji düzeyini artırmak, geç yaşlanıp genç kalmak, iştah sorununu dengeleyip kilo sorununa çözüm bulmak için alanlar da vardır! Beklentilerin çeşitliliği bunları satanların iştahını kabartır. Bazı ürünler etkili olmadıkları alanlarda mucize ürünler gibi pazarlanabilir.

Erken menopoz

40 yaşından önce normal yumurtalık fonksiyonlarının sona ermesine erken menopoz denir. Eğer yumurtalıklar çalışmazsa östrojen hormonu üretilemez, sonuçta adetler kesilir menopoza bağlı ateş basması, terleme, sıkıntı, vajinal kuruluk gibi bildiğimiz bütün belirtiler erkenden ortaya çıkabilir. Eksik olan östrojen hormonunun yerine konulması ile tedavi sürdürülür.

Huzursuz bacak hamileleri de üzüyor

Huzursuz bacak sendromu ile ilgili çalışmalar yoğunlaştıkça bilgi birikimimiz de zenginleşiyor. Yeni bazı çalışmalar huzursuz bacak sendromunun hamilelerde de sık görülebileceğine işaret edebiliyor. Diğer insanlarda demir eksikliği huzursuz bacakların oluşmasında önemli bir faktörken gebelerde demir eksikliğinden bağımsız bir şekilde ortaya çıkıyor.

Göz kararı ölçülere

Çevremdekiler kilo veremememin nedeninin porsiyonlarımla ilgili olduğunu düşünüyor. Listemin hiç dışına çıkmıyorum. Elma yazıyorsa elma yiyorum. Porsiyonlarımı nasıl kontrol altına alabilirim?

Uygulanan kilo verme programlarında başarının sırrı büyük ölçüde porsiyon kontrolündedir. Vücuda alınan harcanan enerji arasında oluşturulan fark sizin kilo vermenizi sağlayacaktır. Porsiyon kontrolünün iyi ayarlanmadığı diyetlerde bazı günler alınan enerji 1300 kalori olurken, bazı günlerde 1000 kaloriye düşebilir. Vücudun yaşadığı bu kalori şaşkınlığı kilo verme sürecini zora sokacaktır.

Değişen bu kalori dengesi bazı yiyeceklerin belirtilen porsiyonundan fazla veya eksik alınması ile ortaya çıkabilir. 1 porsiyon elma 100 gr iken 300 gr’lık büyük bir şeftaliyi bir porsiyon kabul ederek tüketmeniz 100 kalori fazla almanıza olacaktır. Diyet yaparken özellikle üzerinde gramı belirtilmiş paket ürünler (süt, yoğurt gibi), bir ince dilim şeklinde dilimlenmiş ekmekler veya kaşık, bardak ölçüleri ile belirtilen, sayılarak tüketilen (2 adet ceviz, 5 adet zeytin gibi) yiyeceklerin porsiyon kontrolü daha kolaydır.

Bunun dışında kalan meyve, et, peynir gibi yiyeceklerin birer porsiyonlarını göz kararı tüketmek diyetinizi bozan temel nedenlerden biri olabilir. Bu yiyeceklerin birer porsiyonlarını belli bir süre mutfak tartısında tartabilirsiniz. İşte size porsiyon kontrolü için 3 altın anahtar;

1) Sofraya çok açken oturmayın. Ara öğününüzü atlayarak sofraya oturmak zorunda kaldıysanız yemeğe başlamadan önce salatanızla birlikte 3-4 kaşık yoğurt tüketin.

2) Özellikle restoranda yemek yerken gelen 1 porsiyonu yanınızdaki biri ile paylaşın. Daha çok yeşil salata veya haşlanmış sebze isteyin.

3) Ara öğünlerinizi paketleyerek yanınızda taşıyın.

İştahım kilom azalıyor

Boyum 180 cm, kilom 62. Zayıf bir erkek olmak hiç hoşuma gitmiyor. Kendimi çok halsiz hissediyorum. Yediklerimi artırmaya çalışıyorum ama iştahım da çok iyi olmuyor her zaman.

İştahınızın çok iyi olmaması ile beraber aldığınızı kalori, yakabileceğiniz kalori miktarının altına düşüyor kilo alamıyor, bir süre sonra da kilo vermeye başlıyorsunuz. İhtiyacınız olan kaloriyi tamamlamakta bile zorlanıyorsunuz ama bu kalorinin daha da üzerine çıkmanız gerekiyor.

Bir günde 2000-2500 kalori arasında kalori harcayabilecek bir metabolizma hızınız olduğunu düşünürsek, 2500 kalorinin üzerinde bir beslenme programına ihtiyacınız var demektir. Yetersiz beslenme nedeniyle kendinizi halsiz hissediyor olabilirsiniz. İştahın az olduğu durumlarda küçük ara öğünlerle kalori alımını düşürmemeye çalışın.

İştah açıcılar, soslu baharatlı yemekler, sevdiğiniz yiyecekler, incir, ceviz, fındık, üzüm gibi kuruyemişler ile günlük besin tüketiminizi artırmaya çalışın. hatta bu konuda size bunları hatırlatması için annenizden, eşinizden, arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Çünkü iştah az olduğunda muhtemelen bunları yemek aklınıza gelmeyecektir. Soslu makarnalar hazırlayın. Yemeklerin yanına veya aralara meyve suyu (taze) veya ayran gibi sağlıklı içecekler ekleyin. İştahın artması için veya besin tüketimin iyice azaldığı dönemlerde çeşitli besin destekleri (sıvı-toz) kullanılabilir ama bunun için doktorunuza danışmalısınız.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Devamı
Tweeter button Facebook button Youtube button