Eki 24, 2008

Yorum yok

Saç Dökülmesi Tipleri

NORMAL SAÇ DÖKÜLMESİ

Doğal olarak, bütün lar yaşam döngülerinin sonunda döküldüklerinden, herkeste bir ölçüye kadar normal sayılabilir. Dinlenme evresinde saçın, köküyle olan bağlantısı gevşer ve saç soğanı cilt yüzeyine doğru ilerler. Zaman içinde olağan saç hareketleri, yıkama ve fırçalama vs.”nin etkisiyle saç kökü daha da gevşer. Bu sürecin sonunda saç teli düşer. Bu şekilde her gün 50-150 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Takip eden günlerde saç kökü, dökülenin yerini almak üzere yeni bir saç çıkarır.

Her gün kaç saç telinin döküleceği, kişinin toplam terminal saç sayısı, larının yaşam döngüsünün ortalama süresi, larının maruz kaldığı fiziksel etkiler (şampuanlama, fırçalama) vs. gibi faktörlere bağlıdır. Kopan ve kırılan saç telleri de dikkate alınmalıdır, çünkü bunlar görünürde dökülen saç sayısını artırmaktadırlar. Aslında, döküldüğü sanılan ların çoğu bazı sebeplerden ötürü kırılmış olan saç telleridir.

FİZYOLOJİK SAÇ DÖKÜLMESİ

Bu tip genellikle geri dönüşümlüdür. Yeni doğan bebeklerin ilk birkaç gününde görülen ani veya hamile bir kadında doğumun hemen ertesinde görülen yaygın fizyolojiktir. Erişkinliğe doğru düz ön saç çizgisinin kaybolması da fizyolojik olarak kabul edilir, fakat bu geri dönüşümlü değildir.

ANDROGENETİK SAÇ DÖKÜLMESİ

Androgenetik tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen tipidir. Androjenik veya , ya da erkek tipi olarak da adlandırılır.

Çok eski tarihi belgelerden de anladışıldığı üzere, androgenetik tarih boyunca insanoğlu için bir sorun olagelmiştir. Üstelik evrimsel kanıtlar androgenetik saç dökülmesinin insan ırkının tarihinden de eski bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır; zira evrimsel olarak insana en yakın canlılar olan orangutan ve gorillerde de androgenetik saç dökülmesine rastlanmaktadır.

Eski Yunanlı bilim adamları erkek tipi saç dökülmesinin yalnızca ergenlikten sonra görüldüğünü gözlemlemişlerdir. Yine, ergenlikten önce gerçekleştirilen kısırlaştırmanın kelliği önlediğini, ergenlikten sonra yapılan kısırlaştırmanın ise saç dökülmesini durduramadığını tespit etmişlerdir. Bunun nedeni saç köklerinin bir kez dahi olsa androjenlere maruz kaldıktan sonra androjene karşı duyarlı hale gelmeleridir, ki bundan sonra androgenetik saç dökülmesini engellemek mümkün olmamaktadır.

Uzun yıllar boyunca androgenetik saç dökülmesinin cinsel gelişimle bağlantılı, ırsi bir sistemik hastalık olduğu düşünülmüştür. Ne var ki tıbbın bu inanışı yüzyıllar önce Eski Yunanlı bilim adamları tarafından yapılan, ergenliğe ulaşan herkesin, aile hikayesi ne olursa olsun kalabileceği şeklindeki tespitleriyle çelişmekteydi. Nihayet günümüzde, genetik bilimindeki gelişmeler ve erkeklik hormonların kimyası hakkındaki bilgilerin artması sayesinde androgenetik saç dökülmesinin temelinde erkeklik hormonlarının genetik olarak hassas kişiler üzerinde yaptığı etkilerin olduğu çok net olarak bilinmektedir.

Erkek tipi ” olarak adlandırılsa da, androgenetik kadınları da etkileyebilir ve bu, kadınlarda da en sık görülen tipidir.

ALOPESİ AREATA

olarak da bilinen alopesi areata en çok her iki cinsten genç ve orta yaşlı erişkinlerde görülür. Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir; yani gelip geçicidir ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de, bu saç dökülmesinden, yalnızca ları etkileyen bir otoimmün süreç sorumlu tutulmaktadır. Hastalarda genellikle madeni para büyüklüğünde, yani 2.5 santimetre çapında bir veya daha fazla dairesel alanda görülür.

KİŞİYE BAĞLI SAÇ DÖKÜLMESİ

Bilinçli veya bilinçsiz olarak, kişinin kendi saçına verdiği zarar bazen saç dökülmesine neden olabilir.
Bu iki şekilde gerçekleşebilir:

Trikotillomani:
Bu tip daha çok çocukluk çağında görülür. Kız çocuklarda, erkek çocuklara göre daha yaygındır. Trikotillomani takıntı halinde, sürekli larıyla oynayan veya larını çekiştiren kişilerde görülür. Bu da bu rahatsızlığın psikolojik bir temeli olduğunu göstermektedir.

Traksiyon kelliği:
Bu tip saç dökülmesine, bazı saç modellerinin veya a tespit edilen saç sistemlerinin saç tellerine uyguladığı sürekli çekme ve germe kuvvetleri neden olmaktadır.

ANAjEN EFLUViUM
Anajen Effluvium radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruziyet sonrası meydana gelen ani saç dökülmesine verilen addır.

Bu tip en çok kanser hastalarına uygulanan kemoterapi veya radyoterapilerden sonra görülmektedir. Bu vakalarda saç kökleri dinlenme evrelerini atlar ve maruziyeti takiben 1-3 hafta içinde ani meydana gelir.

Kemoterapinin neden olduğu Anajen Effluvium çoğunlukla geri dönüşümlüdür, oysa sebebin radyoterapi olduğu vakalarında geri dönüşüm hemen hemen imkansızdır.

TELOjEN EFLUViUM

Bu tip , bazı stres olaylarını takiben meydana gelir. Ani ve şiddetli stres dökülen ların sayısında artışa neden olmaktadır.

Saç dökülmesine neden olan stresin kaynağı doğum yapmak, hamileliği sona erdirmek, doğum kontrol hapları kullanmaya başlamak veya son vermek, menopoz öncesi dönem, diyet.ilaçları, bazı duygusal sorunlar vs. olabilir. Bu olaylar saçın dinlenme evresinde geçirdiği süreyi kısaltır ve bu evreyi takiben çok sayıda saç dökülür.

YARA NEDENLİ SAÇ DÖKÜLMESİ

Bir deri bölgesinde hasara neden olan fiziksel veya kimyasal travmalar saç köklerinin iltihaplanmasına bağlı olarak o bölgedeki ların da dökülmesine neden olur. Saç köklerine hasar veren bazı hastalıklar da mevcuttur. Bunlar yıkıcı deri tümörleri, granülomlar, sistemik lupus eritematosus, skleroderma, kıl kökü liken planusu, saç kökünün ciddi bakteriyel, viral ve mantar enfeksiyonları (folikülit) gibi hastalıklardır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Cevap Yaz

Tweeter button Facebook button Youtube button